Meniere Hastalığı

Meniere Hastalığı
Kulak Cerrahisi
Prof. Dr. Burhan DADAŞ

Meniere hastalığı şiddetli baş dönmesi, bulantı kusma, işitme kaybı, kulakta uğultu ve çınlama ile dolgunluk hissi ile karakterize bir hastalıktır. Özelliği krizler halinde gelmesidir. İlk kriz daima daha şiddetlidir ve uzun sürer. Her krizde eşlik eden uğultu ve çınlama ile birlikte işitme kaybı vardır. Krizler her defasında işitmeden biraz daha götürür.

Meniere hastalığının tipik özelliği olmasına karşın her olguda mutlak bunlar bir arada olmayabilir. Tanıda hekime en çok yardımcı olan hastanın verdiği anamnezdir. Bunun yanısıra tanıyı güçlendirecek ek testlerin de yapılmasında yarar vardır. Kiz sırasında baş vuran hastaya ek testlerin hiç bir tanesinin yapılması mümkün değildir. Bu koşulda öncelik hastanın rahatlatılmasıdır. Genelde hastaneye yatırılarak uygulanan yatıştırıcı tedavi ile hastanın baş dönmeleri kontrol altına alındıktan sonra idame tedavisi için gerekli araştırmalar yapılabilir.

İşitme testi yerleşik Meniere hastalığında anlmlı bilgi verebilir. Buna ek olarak videonistagmografi ve VEMP testleri ile daha destekleyici bilgiler eld edilebilir. Elektrokohleografi de senelerdir Meniere Hastalığının tanısında yararlanılan tetkikler arasında yer almaktadır. Meniere hastalığının tedavisinde ilaç tedavisi öncelikle tercih edilir.

Her ne kadar diyete (tuzu kısıtlaması, kafein ve sigaradan uzak kalmak) sıkı biçimde dikkat edilmesi şimdiye dek öenrilmekte isede son yapılan araştırmalarda tuz kısıtlamasının Meniere tedavisinde yeri olmadığı ve hatta fazla su tüketilmesinin işitme seviyelerini düzelttiği konusunda sonuçlar doğurmuştur.

  • Diüretikleri kriz dönemlerinde kullanmaktayız.
  • Vazodilatatör ilaçlardan yaygın biçimde yararlanmaktayız. Betahistin diklorur 24 mg 2×1 sık kullandığımız ilaçtır.
  • İlaç tedavisine yanıt alınamayan durumlardainvaziv tedavileri tercih etmekteyiz.
  • Orta kulağa kortizon ve gentamisin enjeksiyonları son yılların poüler tedavileridir.
  • Endolenfatik keseye yönelik ameliyatlarla Meniere hastalığının kontrolu %70-75 olguda mümkün olmaktadır.
  • Tüm bu tedavilerin etkin olamadığı durumlarda ise vestibüler siniri keserek % 96 oranında yanıt alınabilme.